İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey, küresel finansal sistemin şimdiye kadar direncini koruduğunu ancak mevcut koşulların rehavete izin vermediğini belirtti. Bailey, daha büyük ekonomik ve finansal şokların istisna sayılmadığı bir döneme hazırlıklı olunması gerektiği uyarısında bulundu.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen İstanbul Ekonomi Forumu’nda konuşan Bailey, dünyanın farklı bölgelerinden merkez bankası başkanları ve üst düzey politika yapıcılarıyla bir araya geldi. BoE Başkanı, daha düşük büyüme, tekrarlanan arz şokları ve piyasa yapılarındaki değişimin finansal sistemin dayanıklılığını garanti olmaktan çıkardığını ifade etti.
Jeopolitik Gelişmeler Belirsizliği Artırıyor
Orta Doğu’daki savaşın büyüme, enflasyon ve faiz oranları açısından önemli belirsizlikler yarattığını dile getiren Bailey, devlet tahvili ve kredi piyasalarıyla varlık değerlemelerinde bulunan kırılganlıkların bu ortamda açığa çıkabileceğini söyledi.
Bailey, yapay zekayla bağlantılı finansmanın hızla büyümesinin yeni risk alanları oluşturduğunu, buna karşın yapay zekanın büyümeye sağlayabileceği katkıların da daha görünür hale gelmeye başladığını aktardı.
Bankacılık sisteminin genel olarak güçlü sermaye yapısını koruduğunu ve finansman sıkıntısı yaşanmadığını belirten Bailey, ekonomik şoklar ile piyasa oynaklığının artmasına rağmen finansal piyasaların büyük bölümünde likidite ve işlem koşullarında ciddi bir bozulma görülmediğini söyledi. Devlet tahvili getirilerindeki önemli artışlara karşın piyasaların şu ana kadar direnç gösterdiğini, piyasa ayarlamalarının çoğunun düzenli biçimde gerçekleştiğini kaydetti.
Bu direncin önemli ölçüde küresel finansal kriz sonrasında hayata geçirilen reformlardan kaynaklandığını ifade eden Bailey, söz konusu düzenlemelerin zaman zaman külfetli oldukları gerekçesiyle eleştirildiğini ancak mevcut dönemde değerlerinin açık biçimde görüldüğünü belirtti.
“Daha Büyük Şoklara Hazırlıklı Olmalıyız”
Bailey, ekonomi politikalarının giderek jeopolitik rekabetin bir unsuru haline geldiği bir dünyada daha fazla aksaklık yaşanabileceğini vurgulayarak, “Bu nedenle, daha büyük şokların istisna olmadığı bir dünyaya hazırlıklı olmalıyız.” dedi.
Küresel şokların enflasyon ve üretim üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Bailey, arz şoklarının para politikası ile finansal istikrar arasında gerilim yaratabileceğine dikkati çekti. Bu nedenle dayanıklılığın bir şok ortaya çıkmadan önce güçlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.
Güçlü bankalar ile sağlam hanehalkı ve şirket bilançolarının, politika yapıcılara ekonomik bir düzeltmenin finansal krize dönüşmesini engellemek için hareket alanı sağladığını dile getiren Bailey, maliye politikasının da benzer bir baskıyla karşı karşıya olduğunu aktardı.
Daha düşük büyüme ve tekrarlanan arz şoklarının kamu maliyesini zayıflattığını belirten Bailey, hükümetler üzerindeki destek sağlama baskısının arttığını ifade etti. Daha yüksek borçlanma maliyetleri ve zayıf büyümenin borcun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranını yükselttiğini söyleyen Bailey, piyasaların maliye politikasının yönünden kuşku duyması halinde tahvil getirilerinin daha da artabileceği ve para politikasıyla finansal koşulların sıkılaşabileceği uyarısında bulundu.
Küresel Tahvil Piyasasında Yeni Kırılganlıklar
Son dönemde küresel tahvil piyasasının önemli ölçüde değiştiğini anlatan Bailey, kaldıraçlı yatırımcıların piyasadaki rolünün büyüdüğünü söyledi. Uzun vadeli borçlanma araçlarına yönelik geleneksel talebin ise emeklilik sistemlerindeki değişiklikler ve yaşlanan nüfus nedeniyle kısmen azaldığını aktardı.
Yeni piyasa yapısının şimdiye kadar ilave kamu borcu arzının karşılanmasına katkı sağladığını belirten Bailey, bununla birlikte daha yüksek absorpsiyon kapasitesinin daha fazla kırılganlık getirdiğini ifade etti. Kaldıraçlı pozisyonların hızlı şekilde çözülebileceğini söyleyen Bailey, zararların teminat tamamlama çağrılarını, modellerin yönlendirdiği yeniden fiyatlamaları ve pozisyonların zorunlu kapatılmasını tetikleyebileceğini kaydetti.
Bu sürecin zorunlu satışları artırarak piyasa hareketlerini büyütebileceğini belirten Bailey, alıcıların fiyatlara daha duyarlı hale geldiğini ve aynı fonların birden fazla ülke ile varlık sınıfında büyük kaldıraçlı pozisyonlar taşıyabildiğini söyledi. Bu nedenle bir piyasada başlayan kaldıraç azaltma sürecinin diğer piyasalara hızla yayılabileceği uyarısında bulundu.
Bailey, söz konusu risklere karşı politika yanıtının birden fazla ayağa dayanması gerektiğini belirterek sürdürülebilir büyümenin izlenmesini, para ve maliye politikası çevrelerinin güvenilirliğinin korunmasını ve temel piyasaların dayanıklılığının güçlendirilmesini önemli adımlar olarak sıraladı.

