İzmir'de özel bir hastanede burun estetiği ameliyatı olduktan sonra fenalaşan ve sevk edildiği İzmir Şehir Hastanesi'nde hayatını kaybeden 23 yaşındaki Hatice Öncü'nün ölümüne ilişkin soruşturmada, hastaneye ait bazı belgelerin Adli Tıp Kurumu'na ulaştırılmadığı belirlendi.
Hatice Öncü, İzmir'deki Özel Metropol Hastanesi'nde geçirdiği estetik burun ameliyatının ardından gelişen komplikasyonlar nedeniyle İzmir Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. 23 yaşındaki genç kadın burada yaşamını yitirdi. Ailenin şikayeti üzerine başlatılan incelemede, otopsi ve adli tıp raporları hazırlanmaya başladı.
Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, ameliyatın yapıldığı özel hastanenin operasyon notlarını ve epikriz raporunu, soruşturmayı yürüten makamların ve Adli Tıp Kurumu'nun resmi taleplerine rağmen göndermediği kaydedildi.
İstenen Belgeler Dosyaya Ulaşmadı
Raporda, İzmir Grup Başkanlığı tarafından 30 Nisan 2026 tarihinde gönderilen resmi yazıyla ameliyat ve tedavi sürecine ilişkin ayrıntıların talep edildiği hatırlatıldı. Ancak otopsi raporunun düzenlendiği tarihe kadar hastaneden herhangi bir belgenin kuruma iletilmediği belirtildi.
Adli Tıp raporunda şu ifadelere yer verildi: “Özel hastanede uygulanan ameliyatın ve tedavinin ayrıntılarını belirten, ameliyat notunu içeren epikriz raporu incelenmek üzere istenmiş olmakla birlikte, otopsi raporunun düzenlendiği tarihe dek tarafımıza gönderilen herhangi bir belge bulunmadığından, otopsi raporumuz mevcut tıbbi belgeler ve otopsiden elde edilen tespitler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.”
Ailenin başvurusu üzerine İzmir Morg İhtisas Dairesi, dosyanın nihai değerlendirme yapılması amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu'na gönderilmesine karar verdi.
Baba Öncü: Hastane Yetersizse Ameliyat Yapılmamalıydı
Kızının ölümünün üzerinden 6 ay geçmesine rağmen rapor sürecinin tamamlanamadığını belirten baba İbrahim Öncü, hastanenin epikriz raporu ile ameliyathanedeki monitör kayıtlarını Adli Tıp Kurumu'na sunmadığını söyledi.
Öncü, “Ölümünden 6 ay geçti. Daha hala Adli Tıp raporu tamamlanmadı. Epikriziyle ameliyathanedeki monitör kayıtlarını Adli Tıp'a vermediklerinden dolayı süreç İstanbul'daki Adli Tıp'a gitti. Orada da şu an soruşturma başladı. Sağlık Bakanlığı'na süreçle ilgili tekrar ifade verdim” dedi.
Kızının sağlık durumunun iyi olduğunu ve bunun ilk ameliyatı olduğunu ifade eden baba Öncü, “Ne cihaz eksikti de benim kızımın akciğerinde ve beyninde ödem oluştu? Ne yetersizdi de küçücük bir operasyonda kızım öldü?” diye konuştu.
Öncü, hastanenin teknik donanımı yeterli değilse ameliyat yapılmaması gerektiğini belirterek, “Milletin canını yakmayacaksınız. Benim canım yandı, benim kızım yandı; başkasının canı yanmasın” ifadelerini kullandı.
“Belgeleri Saklıyorlar” İddiası
Hastanenin belgeleri bilerek göndermediğini düşündüğünü dile getiren İbrahim Öncü, “Devlete meydan okur gibi belgeleri saklıyorlar, vermiyorlar. Benim Adli Tıp raporum eksik kalıyor, kızımın ölüm sebebi tamamlanmıyor” dedi.
Öncü ayrıca süreç nedeniyle yoğun psikiyatrik tedavi gördüğünü ve ilaç kullandığını belirterek, kızının neden öldüğünün dosyadaki eksik belgeler ve ulaşılmayan monitör kayıtları nedeniyle ortaya konulamadığını savundu. Baba Öncü, Özel Metropol Hastanesi'nin kendisini aramadığını ve başsağlığı dilemediğini de söyledi.
Avukat: Eksiklikler Bilinçli Oluşturuluyor
Ailenin avukatı Ayşe Gizem Tan, Adli Tıp raporundaki eksiklerin tamamlanması için hastaneye süre verildiğini, ancak belgelerin sunulmadığını belirtti. Tan, sürecin kasten uzatılmaya çalışıldığını ileri sürerek, eksiklerin tamamlanmasını ve incelemelerin bitirilmesini istediklerini söyledi.
Ayşe Gizem Tan, “Bu durum haklılığı geciktiremeyeceği gibi ihmallerin de üstünü kapatamayacaktır. Biz gerekenin ivedilikle yapılmasını, eksikliklerin tamamlanarak Yüksek Sağlık Kurulu tarafından incelemelerin bitirilmesini ve bu vahşete sebebiyet verenlerin gerekli cezaları alması yönünde elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye konuştu.
Eksik belgelerin soruşturma dosyasına dahil edilmesinin ardından, anestezi ve ameliyat sürecinde tıbbi kusur, ihmal ya da gecikme bulunup bulunmadığı İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun nihai kararıyla netlik kazanacak.

